Köşeden Murat Yetkin 18.03.2017

0

Antalya da ikna edemedi: Rakka oyunu Türkiye’siz kuruluyor

Türkiye, ABD ve Rusya genelkurmay başkanlarının 7-8 Mart günleri Antalya’da buluşup Suriye ve
Irak konuşmaları, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın daveti ile mümkün olmuştu.
Ne ABD, ne de Rusya’nın toplantı talebi yoktu; çünkü tezini kabul ettirmek isteyen taraf Türkiye
idi.
Hatta ABD yönetimi Suriye üzerine Rusya ile bu düzeyde bir toplantı yapma yanlısı değildi, ama
Amerikan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Joseph Dunford, Akar ile özel arkadaşlığının da
etkisiyle çağrıyı geri çevirmemişti.
Keza Rusya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Valery Gerasimov da iki NATO üyesinden birisinin
(ABD) adeta rakip, diğerinin de (Türkiye) adeta kolaylaştırıcı rolü üstlendiği bu toplantıya asıl
katılma nedeni, Akar’ı kırmamak dışında, Türkiye’nin Rakka planını resmen dinlemekti.
Bir NATO üyesi ülke (Türkiye) elindeki Rakka planını, en önemli askeri müttefiki olan bir başka
NATO üyesi ülkeye (ABD), her ikisinin de ortak rakibi olan bir başka ülkenin huzurunda resmen
duyuracaktı.
Türkiye’nin önerisi aslında günlerdir parça parça basına sızdırılmıştı; ana hatları şöyleydi:
– ABD kendi desteğiyle kurulan ve aslında YPG varlığını perdelemek işlevi olan Suriye
Demokratik Güçlerini (SDG) dağıtacak,
– SDG’nin asli unsuru olan YPG’ye desteği kesip dışlayacak,
– SDG içindeki Arap gruplarla Türkiye’nin desteklediği Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) birleştirilecek,
bunlar yeniden eğitilecek ve Türkiye ve ABD’nin askeri desteğiyle Rakka’yı alacak,
– Tamamen Arap nüfustan oluşan Rakka’da bir “ılımlı muhalif” yönetim kurulacak, bu yönetim
daha sonra “Yeni Suriye’ye” devrolacaktı.
Tabii bir de Münbiç ve çevresi tamamen YPG’lilerden boşaltılacaktı
Oysa 2 Mart’ta Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ABD’ye sert çıkıp Türk ordusunun Münbiç’e
yürüyeceği ve YPG’li görürse vuracağını söylemesine yanıt ertesi gün Rusya’dan gelmişti.
Başında Gerasimov’un bulunduğu Rus Genelkurmayı 3 Mart’ta Münbiç ve çevresindeki YPG’lilerin
–tabii Rusya denetiminde- yerlerini Suriye rejim güçlerine bırakarak çekileceğini açıklamıştı.
Yani önce muhaliflere devredip sonra pazarlıkla yeni yönetime aktarma planını kendince boşa
çıkarmıştı.
Ertesi gün de, tıpkı daha önce Amerikan özel kuvvetlerinin YPG armalarıyla poz vermeleri gibi
Rus özel kuvvetlerinin de SDG armalarıyla çekilmiş fotoğrafları çıktı medyada.
Yani ABD Münbiç’in Kuzey ve Doğusundan, Rusya Güney ve Batısından YPG’yi Türkiye’ye karşı
korumaya almışlardı.
Akar ise hem ABD hem Rusya’dan şimdiye kadar olan bütün hazırlıklarını çöpe atıp Ankara’nın
planını benimsemelerini istiyordu.
Ankara diplomatik kulisinde bugünlerde kulaktan kulağa yayıldığına göre, Dunford’un bu plana
sıcak bakmadığı belli olunca Gerasimov’un Akar’a doğru eğilip, yarı şaka, Türkiye’nin Suriye’den
çıkma zamanının geldiğini söylediği iddiasını teyit etmek mümkün değil.
Ama 10 Mart’ta, yani Antalya toplantısından iki gün sonra varlığını Rusya’nın desteğine borçlu
olan Suriye’deki Beşar Esad rejimi Türkiye’yi Birleşmiş Milletlere şikâyet etti ve topraklarından
çıkmasını istedi.
Üstelik Cumhurbaşkanı Erdoğan 9-10 Mart’ta Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’le
Moskova’da bir dizi anlaşma imzaladığı sırada.
Aynı gün ne oldu hatırlıyorsunuz değil mi? ABD’den iki açıklama geldi.
Birincisi ABD Dışişleri, YPG ile devam edeceklerini ve YPG’yi PKK gibi bir terör örgütü
görmediklerini söyledi.
ABD Merkezi Kuvvetler Komutanlığı CENTCOM ise Suriye’ye 400 kişilik bir topçu birliği sevk
ettiğini açıkladı; bu ABD’nin Suriye harekâtına sevk ettiği ilk parti ağır silah oldu.
Özetle, Antalya toplantısı ne ABD, ne de Rusya’yı Suriye’de IŞİD’e karşı savaşta YPG’yi bir kenara
atıp, Türkiye ve Türkiye’nin desteklediği muhalif güçlerle devam etmeye ikna etmiş görünmüyor.
Peki, bugüne de Antalya toplantısında Türkiye’nin önerisi üzerine ABD, ya da Rusya’dan bir yanıt
geldi mi?
Dün konuştuğum resmi kaynaklara göre “Hayır, gelmedi”. Bir kaynak “Maalesef duruma olumlu
bir etkisi olmadı” dedi telefonda; “Bu koşullarda Rakka’ya gitme ihtimalimiz azalıyor.”
Kaynağım makamı gereği ılımlı, diplomatik ifadeler kullanıyor.
Diplomatik çevrelerdeki bilgilere göre –henüz resmileşmese de- Ankara’nın hazırladığının
dışındaki Rakka senaryolarında Türkiye’ye yer verilmiyor.
Bu senaryolar daha çok ABD ve Rusya’nın birbirine karşı ve Esad rejimine göre konumlarına göre
belirlenecek gibi duruyor.
Bu senaryoların ayrıntılarına gireceğiz ileriki yazılarda.
Şunu da söyleyelim, senaryoların hiç birinde Rakka’nın YPG’ye emanet edileceğine dair bir işaret
de yok. YPG’nin rolü daha çok şehri kuşatılmasında IŞİD’le doğrudan çatışmak şeklinde
öngörülüyor

Kaynak: Hürriyet Gazetesi

Share.

Leave A Reply